Evdeki Klimam da Tweet Atmak Ister mi?

İster tabii niye istemesin. Çok düşünceli bir insanımdır, henüz kendim aktif olarak Twitter’ı kullanıyorum diyemem, fakat evimdeki eşyalar da tweet atmak isteyebilir diye düşünüyorum. Sonuçta iletişim çağındayız, herkesin söyleyecek bir şeyleri var, evimizdeki eşyaların niye olmasın. İşte ecnebilerin “Internet of Things”(IoT, kimisi Cloud of Things de diyor) diye tabir ettiği, bizimse “Nesnelerin İnterneti” dediğimiz bu kavram tam da bunu sağlıyor ve son günlerde çok fazla yerde duyulur oldu. Ben de ilk yazımı bunun hakkında yazmak istedim.

Adın da anlaşılacağı üzere, aslında nesnelerin internete bağlanması olarak özetleyebiliriz bu kavramı. Bu nesneler mutfaktaki kahve makinasından tutun da, oturma odanızın ışığına kadar her hangi bir şey olabilir. Elektronik cihazlarla da sınırlı olmak zorunda değil, öyle olsaydı Internet of Electronic Things falan denirdi herhalde, evinizdeki veya günlük hayattaki herhangi bir nesneyi bile ugun bir elektronik sistem ile internete bağlayabiliriz.

internetofthingshorizontal

Peki İnternete Bağlanan Nesneyi Ne Yapacaz?

Peki nesneleri internete bağlamakla neyi amaçlıyoruz? Aslında bu sorunun cevabı çok basit, bu zamana kadar internet daha çok insanlar tarafından kullanılan bir sistem oldu ve bu devasa iletişim ağının içerisine nesneleri de sokarak, onları da aynı birer gerçek kişi gibi iletişime açmış oluyoruz. Bu, aynı bir insan evladı gibi evdeki klimanız da internete bağlanıp, tweet atabilir demek oluyor. Ne kadar güzel değil mi? “Zaten dakika 350,000 kadar tweet atılıyor, bir de nesneler eksikti” dediğinizi duyar gibiyim, ama öyle demeyin. Istesek de istemesek de nesneler internetimize girip bizimle iletişime geçecekler ve bunu göreceğimiz günler çok uzak değil. Bir araştırmaya göre 2020 yılında 26 milyar cihaz internete bağlanmış olacak ve global ekonomideki etkisi 1.9 trilyon $ bulacağı söyleniyor. Bir başka araştırmaya göre ise bu miktar 30 milyar olarak tahmin ediliyor. Hatta öyle ki 2020 yılında evde kullanılan 20 kadar cihazın internete göndereceği veri, 2014 yılında ki tüm internet trafiğinden daha fazla olacağı düşünülüyor. İşte o noktada aslında “Internet of Everything” yani “Herşeyin Interneti” kavramı ortaya çıkıyor. Sonuçta internet hepimizin. Bu sayılara baktığımızda IPv6’ya geçişin ne kadar da yerinde bir karar olduğu ortaya çıkıyor.

Gavur İcadı Bunlar

Aslında IoT kavramı 1999 yılında Kevin Ashton tarafından ortaya atılmış olsa da, bence nesneler internete giremesiler bile bu tarihten çok önce insanlarla iletişim içerisine girmeye başlamışlardı. Aslında endüstriyel otomasyon alanında nesneler çoktan insanlar ile konuşuyor ve SCADA sistemleri ile dertlerini insanlara anlatıyorlardı. Tabii bu iletişim daha çok fabrika içersindeki yerel bir ağda oluyordu, fakat internet de aslında global dünyanın yerel ağı değil mi? IoT endüstriyel otomasyon ile başladığı yolculuğuna, bina otomasyonu, ulaşım sistemleri, sağlık sistemleri, enerji yönetimi ve şehircilik alanlarında devam edecek gibi görünüyor.

İşte bu rakamlar ve bahsettiğimiz bu sektörler, IoT’in önümüzdeki yıllarda insan hayatındaki etkisini gören büyük amcaların da dikkatinden kaçmıyor. Büyük firmalar bu alana ciddi yatırımlar yapmaya başladı bile, sonuçta sektöre önce giren avantajlı bir duruma geçiyor. Bunlardan en çok duyulanı hiç şüphesiz Nest’in dünyanın ilk akıllı termostatını yapması ve bunun üzerine Google Ventures’dan 80 Milyon $’lık yatırım alması. Bunun dışında Kickstarter gibi “CrowdFunding” topluluklarından da destek toplayan projeler mevcut. Smart Things bunlardan en çok yatırım toplayanlardan biri.

Bu kadar fazla nesnenin internete bağlanması beraberinde bazı sorunlar da getiriyor. Tamam bu kadar nesneyi internete bağladık, çok güzel, peki bunlardan gelen devasa boyutlardaki veriyi ne yapacaz? Bu soruyu Big Data ile uğraşan arkadaşların cevaplaması gerekiyor sanırım, çünkü devasa boyuttaki bu veriyi işlemek ve analiz etmek her baba yiğidin harcı değil. Hee şunu da belirteyim, bu veriyi hakkıyla işleyen abiler, dünyanın da hakimi olur bence.. Çok mu iddialı oldu? Bence zaten asıl olay bu veriyi işleyebilmek ve daha da akıllı sistemler oluşturabilmekte. Intel bu işe el atmaya başlamış bile, Akıllı Sistemlerin Sistemleri(Intellegent Systems of Systems) gibi kavramlar ortaya atmışlar.

Klasik Soru

IoT beraberinde başka kavramların da önemini arttırıyor, bunlardan bir tanesi Big Data dedik, bunun yanında Bluetooth LE ve giyilebilir teknolojiler de önem kazanıyor. Peki Türkiye’de bu konularda neler yapılıyor. Klasik sorudur bu, ben de sorayım dedim. Açıkçası çok fazla bilmiyorum, Türkcell geçenlerde T-Fit diye akıllı bir bileklik duyurdu, bir giyilebilir teknoloji ürünü. Bunun dışında Ingenious isminde bir Türk girişimi var, bina otomasyonu üzerine bir ürünleri var. Sanırım henüz Beta aşamasında. Kendilerini tebrik ediyorum, Türkiye’de bu tarz girişimler gerçekten cesaret istiyor.

Kendi adıma konuşacak olursam, ben de bu IoT olayından oldukça umutluyum, Türkiye olarak bu gemiye ne kadar erken binersek, o kadar iyi bir yer ediniriz diye düşünüyorum. Sadece izlemekle yetinmeyip, Ingenious gibi elimizi taşın altına koymamız gerekiyor.

KAYNAK : http://toezer.com/iot-internet-of-things-nesnelerin-interneti/ (Talha Özer)

İlginize Çekebilir

NIST Cybersecurity White Paper : Internet of Things (IoT) Trust Concerns

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir