Nesnelerin İnterneti Hakkında

CISCO’nun geçtiğimiz aylarda yayınladığı ’Internet Of Things(IOT)’ raporuna göre 2020 yılında 37 milyar ‘şey’in  birbirine bağlı olacağı ön görülüyor. Bununla  birlikte 2022’ye kadar 14.4 trilyon $ maliyet-yarar değeri katacağı tahmin ediliyor. Peki nedir bu ‘şey’ler ve bunlar hayatımızı nasıl değiştirecek?

iot2-500x280

Sabah işiniz var. Planınızı yaptınız; erkenden kalkıp kahvaltınızı yapacak ve hazırlanıp çıkacaksınız. Bu süreci saatinizin yönettiğini bir düşünsenize: Mesai saatine göre; hava durumunu, yol ve trafik durumunu öğrenip kalkış saatinizi belirliyor. Alarm çalmadan ocak ve fırını ateşleyip çayı demlemiş, yumurtanızı pişirmiş ve böreği ısıtmış. Sonra da kıyafet önerileriyle sizi hazırlayıp evden çıkarıyor…

2014’ün ilk günlerinde teknoloji dünyası yılın en büyük satın almalarından birine sahne oldu. Google, akıllı ev teknolojileri alanında faaliyet gösteren ve öğrenebilen akıllı termostat geliştiren Nest şirketini 3.2 milyar dolara satın aldığını duyurdu.

Nest, ortam ile ilgili her an bilgi toplayıp ev ısıtma sisteminde bu bilgileri kullanabilen yenilikçi bir termostat. İki kablosuz bağlantı sistemine sahip Nest; ışığı, ısıyı ve havadaki nemi kontrol edebilen sensörleriyle bu bilgiler ışığında ısıtma sistemini ayarlayabiliyor. Evde birinin olup olmadığını da algılayan cihaz, bu sayede ısıtma sistemini ekonomik hale getirebiliyor. Nest’in en önemli özelliklerinden birisi de ev sıcaklığını isteğinize bağlı ayarlamak isterseniz akıllı telefonunuzdan iOS ve Android cihazlarınızdan bunu evde olmamanıza rağmen yapabilmenize olanak tanıması.

Bunların dışında yediğimiz et, süt, meyve ve sebzenin; tarladan, çiftlikten bize ulaşıncaya kadar süreci izlenebilecek, haliyle ürünün bize sağlıklı bir şekilde ulaşıp ulaşmadığından emin olarak tüketilebilecektir.

Nesnelerin birbirleriyle ve çevreleriyle haberleşerek hayata entegre edilmesi olarak tanımlanan nesnelerin interneti, yeni teknoloji vizyonudur. Yani, hayatın içindeki “şey”ler, kendi bilgilerini internet ortamına paylaşıyorlar. Nesnelerin ürettiği veriler(yaptığı ölçümler, konumu, durumu vs.) raporlanabilir ve yorumlanabilir hale geliyor. Aynı zamanda internetteki diğer nesneler ile de iletişim kurabiliyor.  Akıllı şehir, çevre, ev, sağlık tedarik uygulamaları gibi daha bir çok alanda hayatı kolaylaştırıp zaman ve maliyet tasarrufu ile yaşamı bir hayli değiştirecektir.

Nesnelerin interneti kavramının doğuşu ise oldukça ilginç:

1991 yılında Cambridge Üniversitesinde bir kaç profesör, ofisleri farklı katlarda olup tek bir kahve makinesini kullanmaya çalışan 15 akademisyen bir çözüm üretmeye ihtiyaç duyarlar. Dünyanın ilk web kamerası ile kahve makinesinin dakikada 3 görüntüsünü çevrimiçi olarak bir networkte paylaşan Xcoffee adını verdikleri sistemi geliştirirler. Böylece bir nesnenin durum verisine göre davranmayı uygulamışlardır.

Bu teknolojinin teknik altyapısını incelemeye çalışalım:

Tabii internet denilince, bu nesneler adreslenebilir olması gerektiği düşünülecektir. Bilinen internet adresleme protokolü(IPv4)’ün cep telefonları, IP telefon, sayısal fotoğraf makineleri vb. ortaya çıkması ile, mevcudu bile adreslemede yetersiz olduğunun düşünüldüğü günümüzde, milyarlarca yeni nesnenin adreslenebilmesi için yeni bir protokol gerekliydi: IPv6. 32 bitlik IPv4 yerine 128 bitlik IPv6 ile sınırsız denebilecek bir adres aralığı olacaktır.

Bununla birlikte; Arduino, Raspberry PI, BeagleBoard, Intel Minnowboard Max, Nabaztag vb. araçları ile hem donanım hem de yazılım geliştirme imkanı sunan platformlar çoktan yerlerini aldılar.

Akıllı sistemlerde, evdeki tüm envanterin tek tek internette olmasına gerek yok tabi. Evdeki eşyaları kızılötesi veya bluetooth ile(veya 4G teknolojisi ile gelecek yeni protokoller olabilir) yönetebilen, onlara komut gönderebilen bir internet kutusu ile daha az maliyetle çözülebilecektir.

Bir nesnesinin, bir internet nesnesi olabilmesi için ürettiği veriyi yayınlıyor ve paylaşıyor olması gerekir. Haliyle, bildiğimiz kendi yeteneklerinin dışında bunu internet dünyasına entegre edecek bir araca ihtiyacı var. Wireless veya bluetooth gibi protokollerle çevresindeki diğer nesnelerle haberleşme içinde olabilecektir. Bu araçlar sayesinde internetten programlanabilmekte ve yönetilebilmektedir. Veriler XML, JASON ya da AT formatlarında olabilir. Tabi bu arada, IOT ile M2M (Machine To Machine) karıştırılmamalı. M2M bu işin ilk evresiydi belki; zira, internet nesneleri bir IP ile adreslenip TCP/IP veya UDP haberleşirken, M2M’de cihazlar MAC adresleri sayesinde birebir seri iletişim ya da özel geliştirilmiş başka protokollerle iletişim sağlayabilir.

Birçok sektör bu teknolojik gelişmeden etkilenecek, zaman içinde nesneleri internete bağlayabilen ve oluşan o büyük veriyi yönetebilen firmalar doğacaktır. Dünyada çok önceleri aktive edilmiş bir teknoloji iken ülkemizde de yeni açılımlarla kendini göstermeye başlamıştır.

Sonuç olarak, insanlık tarihinin en önemli adımlarından biri olan Internet’in bulunuluşundan sonra, Nesnelerin İnterneti; başka bir teknoloji devrimi olarak, bu gelişmeyi hızlandıracak ve daha üstün boyutlara taşıyarak çok açık bir şekilde her şeyi değiştirecek gibi görünmektedir.

KAYNAK : http://yeni.tutev.org.tr/nesnelerin-interneti-hakkinda/ (Yunus Emre Öztürk )

İlginize Çekebilir

NIST Cybersecurity White Paper : Internet of Things (IoT) Trust Concerns

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.