Endüstri 4.0 ve teknoloji düşkünü CIO’ların geri dönüşü

Dijital ekonominin her geçen gün daha fazla yaygınlaşan Endüstri 4.0 ile “teknoloji bileşenlerinin endüstriyel çağından” çok daha fazlası haline geldiğini söylemek mümkün. Dijital çağı anlamak için geçiciliğin kalıcılığın yerini ve kaosun kararlılığın yerini aldığını kabul etmek gerekiyor. Tüm bunların ötesinde insanlık ve teknolojinin birlikte yürüdüğü yolda türlerin yeni bir sınıflandırmaya ihtiyaç duyulabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Teknolojideki gelişmenin hayranlık uyandırdığını söylemek mümkün! Ancak baş döndürücü gelişme hızına rağmen endüstri 4.0 ile gelişim sürecine üst düzeyde fayda sağlayan veri ve nesnelerin interneti altyapısının öneminin yeterince kavranmaması dikkat çekilmesi gereken noktalar arasında yer alıyor.
Üretim sürecinde yaratıcılığa odaklanılarak bu sürece yönelik tesis modellerinin oluşturulduğu bir zamanda bulunuyoruz. Yaratıcılığın büyük kısmının veri kaynaklı olması CIO’ların içerisinde bulunduğu süreçlerde daha merkezi bir konumda yer almasını tetikleyen etkenlerin başında geliyor.

Modellerin oluşturulmasında kullanılan veri, kuramsal analizin ötesinde farklı detayların ilişkilendirilmesini mümkün hale getirme niteliği taşıyor. Bir şeyler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanın mevcut deneyimi daha iyi kontrol edebilme imkânı sağlaması ilişkilendirme altyapısının sunduğu en önemli avantaj olarak ön plana çıkıyor. Nitekim bir otelde çalışanların akıllı cihazlar kullanması her müşterinin taleplerini karşılama imkânı sunabilecek iken elde olan verilere lokasyon detaylarının eklenmesi sayesinde her odaya ait konfigürasyonu kontrol imkânı sağlayabileceğini söylemek mümkün.

Karanlık bilgi konusu yeniden gündemde!

Tinder, Uber ve AirBnB gibi platformlar ortak tüketim olarak adlandırılan altyapısıyla kişisel verileri değerli hale getiren veri simsarlarıdır. Bu platformlarda el değmemiş detayların yakalanması son derece büyük önem taşır. Ekonomik olarak değerli olabilecek bilgilerin ortak tüketim kavramının söz konusu olduğu modeller olmadan birer “karanlık bilgi” niteliğindedir.

Rolls Royce ve John Deere gibi şirketlerin ürün satışından gerçek zamanlı verilerin satışına yönelmesi verinin gücü konusunda dikkat çekilmesi gereken en önemli noktalar arasında yer alıyor. Bu değişimin müşteri ilişkilerini sürekliliğe doğru yöneltmesi hem veri hem de ilişki konusunda markanın her daim akılda kalmasını sağlıyor.

Karanlık bilgi konusunu tekrar ele alalım. Nesnelerin interneti teknolojileriyle bir köşede kalmış her türlü verinin daha değerli hale gelebileceğini söylemek mümkün. Perakende satış mağazaları daimi müşterilerine neden özel uygulamalar yapar? Bunun için hangi verileri kullanır? Birkaç parça alışveriş yaptıktan sonra ekspres kasayı kullanabilirken alışveriş sepetiniz dolu olduğunda kasada sıra beklemek durumunda kalmanın bir çözümü olabilir mi? Her bir alışveriş sepetine küçük bir sensör koyulması tüm bunlar için size ihtiyacınız olan verileri sağlayabilir mi?.

Alışveriş sepeti örneğinin dışında özgün uygulamalar ile verinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görebiliriz. Hava alanlarında engelli kişilerin kapılardan geçmesinin veya son dakikada uçağa biniş kapısının değişmesinin bu kişileri zor durumda bırakan bir durum olduğu şüphe götürmez bir gerçek. Oysaki tekerlekli sandalyelere eklenecek küçük teknolojilerle bu problemi çözebilmek mümkün. Tıpkı Uberesque tekerlekli sandalye hizmetinde olduğu gibi.

Ağ çalışmaları revaçta olmasıyla ön plana çıkıyor

Veriler doğrultusunda sağlanan hizmetler konusunda daha pek çok farklı uygulamayı hayata geçirebilmek mümkün. Örneğin bir restoran zincirinde kalori yönetim uygulamasının menülere entegrasyon fikri son derece özgün bir uygulama olabilir. Oluşturulacak altyapıda restoran zincirinin menüsünde yer alan düşük kalorili yemek seçeneklerinin uygulama üzerinde belirlenen günlük kalori limitine göre gösterilmesinin sağlanabileceğini hiç düşündünüz mü? Böyle bir uygulamanın restoran zinciri için cezbedici bir özellik olmayacağı şüphe götürmez bir gerçek olmasına karşın veri altyapısı bakımından son derece yaratıcı olduğunu söylemek mümkün.

Tüm bu örnekler ve beyin fırtınası ürünü olan uygulamalar verilerle neler yapılabileceğine dair önemli izler taşıyor. Bu ve benzer uygulamalar için hangi radikal eşleştirmeler yapılabileceği ve verilerin ne kadar kolay elde edilebileceği sorularına cevap bulmak son derece önemli. Uygulamalardaki tek sınırın oluşturulacak uygulamanın sağlayacağı değer olduğunu söylemek mümkün.

Endüstri 4.0 alanında sağlanan gelişmelerde şu anda içerisinde bulunduğumuz dijital çağda uygulamalardan önce veri ile ilgili detaylar üzerinde duruluyor. Bu nedenle ağ konusundaki çalışmalar revaçta olmasıyla ön plana çıkıyor. Örneğin; ağınızın alışveriş yapan kişilerin bulunduğu bölgeye yakın olduğunu bir durumu göz önüne alacak olursak atılan adımlarla ilgili istatistikleri derledikten sonra açılabilecek alışveriş merkezinin kiralarına dair pazarlıkları çok daha kolay yürütebilirsiniz. Yaşanılan gelişmelere rağmen bazı CIO’ların sahip olduğu teknolojik arka planını kullanmaktan ve stratejik olarak görülebilecek alanlarda çalışmalar yapmaktan kaçındığını fark edebilmek mümkün. Dijital çağda teknolojiye hâkim CIO’ların değişen şartlara uyum sağlaması kendilerini gerçekleştirmelerindeki en önemli etken.

Kim bilir? Belki de çoğu CIO hazinenin üzerinde oturuyor. Ve artık edinilen beceri ve ortaya koyulacak uğraş ile hazineyi çıkarma zamanı geldi.

KAYNAK : http://www.cio.com.tr/teknoloji/endustri-4-0-ve-teknoloji-duskunu-ciolarin-geri-donusu/

İlginize Çekebilir

Türk Telekom 5G white paper

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir